<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>EGE TARİH &#124; Tarihçilerin buluşma noktası ...</title>
	<atom:link href="http://www.egetarih.net/Index.php?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.egetarih.net</link>
	<description>Ege Tarih &#124; Ege Üniversitesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 14:40:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>TÜRK OLMAK !</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/09/06/turk-olmak/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/09/06/turk-olmak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 14:32:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=446</guid>
		<description><![CDATA[Zor iştir Türk olmak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Aslında çok şeydir, Türk olmak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/08/turkolmakk.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-447" title="turkolmakk" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/08/turkolmakk-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a><br />
</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak, Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.  Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türk olmak Kıbrıs’ta, Hocalı’da, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığınca.  Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövdüğünde. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığın için.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak Selanik’te Pontus Anıtı’nın, Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icad edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak; Troya’dan bu yana, Sümer’den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Doğu Roma’yı da Batı Roma’yı da yıkıp, yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak, Mostar’da köprüdür, Kerkük’te kaledir, İstanbul’da Kızkulesi’dir, Anadolu’da buğdaydır, Çukurova’da pamuktur, Ege’de tütün, Karadeniz’de fındık, Trakya’da ayçiçeğidir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türk olmak Çanakkale’de ölmektir. Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.  Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlından helallik almaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından ‘bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim’ demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken ‘vatan sağ olsun’ demesidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak ‘Türk çayında radyasyon olmaz’ yalanları ile, ‘gusül abdesti alana aids bulaşmaz’ dolanları ile yaşamaktır.  Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasına saygıdır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türk olmak. Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık’a, Belgin Doruk’a aşık olmaktır. Türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir tez tutamadan, toprağa girmektir.  En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türk olmak.  Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü’nde…  Hayatın sana verdiklerine ‘nasip’, vermediklerine ‘kısmet’ demektir. Her işin ‘hayırlısına’ inanmaktır ve ‘feleğe’ küfretmektir ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak, Asya’da batılı, Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir.  Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradandan ötürü sevmektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türk olmak, buhran zamanında Arjantin’de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Zor iştir Türk olmak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak Anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu’da dik durabilmektir.</span></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 15 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/09/06/turk-olmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Moskova Günlüğü &#8211; 2 Moskova&#8217;ya Nasıl Gidilir?</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/08/21/moskova-gunlugu-2-moskovaya-nasil-gidilir/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/08/21/moskova-gunlugu-2-moskovaya-nasil-gidilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 15:26:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[GEZİLER]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[RUSYA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=421</guid>
		<description><![CDATA[Moskova'dan selamlar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tekrar Merhabalar.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/23/moskova-gunlugu-1/">Moskova Günlüğü 1 </a>başlıklı yazımızda ilk tanışmamızı yapmıştık. İlk bölümde genel hatlar üzerinde konuştuk ilerleyen bölümlerde daha ayrıntıya inerek konuları daha zevkli hale getireceğimizi umuyorum.</p>
<p>İlk yazımızdaki girizgahtan sonra artık bu şehre nasıl gelinir bi o konuya değinelim derim.</p>
<p>Öncelikle Moskova&#8217;ya Hava, Kara, Deniz yoluyla gelmeniz mümkün :)</p>
<p>Ben bu yollardan sadece &#8220;Hava yolunu&#8221; denediğim için diğer yollar hakkında çok detaylı ve kendi deneyimlerimi aktaran bilgiler veremeyeceğim. Zaten uçak dışında başka gelme alternatiflerinide önermiyorum. Ayrıca uçak dışında başka yollarla Moskova&#8217;ya gidebiliyorsanız aşmışsınız demektir. Tavsiye alan değil tavsiye verecek konumda da olduğunuz söylenebilir :)</p>
<p>Ama diyelimki uçakla gelmeyeceksiniz, Kara Yoluyla gelmek isterseniz iki alternatifiniz var : Önce Gürcistan üzerinden sonra Kafkasları geçerek çok uzun bir kara yolluğu sonrası Moskova&#8217;ya ulaşabilirsiniz. Gürcistan Türk Vatandaşlarına vize uygulamıyor bu geçişiniz için bi avantaj.  İkinci olarak Bulgaristan  üzerinden başlayan bir alternatifiniz daha var ama orası tamamen beni aşan bi konu ne yazsam yalan olur.</p>
<p>Kara yolu zahmetli olacaktır elbette. Ama illa ben uçakla gelmeyeceğim derseniz kara yolunda daha güzel bir alternatif var.  Bunu için önce Trabzona gitmeniz gerekiyor. Trabzondan Rusya&#8217;nın Karadeniz sahilinde bulunan Sochi kentine günlük deniz seferleri var. En son ücret 100 TL idi. Eğer yaz&#8217;ın giderseniz hazır Sochi&#8217;ye uğramışken burda kısa bi tatilde yapabilirsiniz . Çünkü Sochi Rusya&#8217;nın Antalya&#8217;sı denebilir. Baya bildiğiniz sahilleri ve otelleri olan bir yer. Tabiki bizin güney sahillerimiz gibi olamaz ama bu ufak bilgiyi vereyim dedim. Sochi&#8217;ye ulaştıktan sonra Moskova&#8217;ya gelmek için otobüs yada tren tercih edebilirsiniz.</p>
<p>Ama uçak dışında diğer tüm alternatifler zahmetli ve de macera aramıyorsanız gereksiz. Zaten uçak fiyatları çok cazip.  İstanbul&#8217;dan hergün 2 defa Moskova tarifeli uçuşları mevcut. Eğer İstanbul dışında biryerde  mesela benim gibi İzmir&#8217;de oturuyorsanız. öncelikle istanbula bi şekilde gelip öyle bilet almanızı öneriyorum çünkü daha ekonomik oluyor. Ama tabi bunu yapmadan önce araştırmamızı sıkı yapıyoruz.<br />
Kafanız karıştıysa hemen bir örnekle açıklıyayım :<br />
Mesela İzmir&#8217;de yaşıyorsunuz ve Moskova&#8217;ya gideceksiniz. Öncelikle THY&#8217;nin web sitesine girip İzmir &#8211; Moskova uçuş fiyatlarını kontrol edin. Daha sonra İstanbul &#8211; Moskova uçuşlarını da kontrol edin. Eğer aradaki fiyat farkı sizin farklı yollarla İstanbul&#8217;a geçip ordan Moskova uçağına binmenize değmeyecekse direk İzmir-Moskova seçeneğini tercih edin. En azından Bagajınızla istanbul&#8217;daki havaalanında gezmemiş olursunuz.<br />
Ama hemen bilet almayın. Birde Charter yani tarifesi olamayan uçuşları kontrol edin. Belkide çok cazip seçenekler sizi bekliyordur. Mesela 200€ Avro olan  bir bileti charter uçuş sayesinde 110€ avroya almıştım. Bunun için biraz kişisel araştırma yapmanız gerekecek. Google&#8217;a &#8220;izmir to moscow charter&#8221; yazarsanız güzel sonuçlar alabilirsiniz. Ama en kötü ihtimal bu yazının sonuna yorum olarak yardım talebinde bulunun ben elimden gelen yardımı gösterir gerekirse sizin için bilet araştırması yapabilirim. Buda Egetarih okurlarına bi hizmetimiz olsun :)</p>
<p>Şimdi uçak biletini bir şekilde temin ettik diyelim. Ama malesef sadece bilet yeterli değil tabiki. Pasaportumuzu kontrol edelim birazda. Öncelikle en az 6 ay süresi olan pasaportunuz olmak zorunda. Ya benim pasaportumun 5 ay 29 gün süresi var bişi olmaz demeyin. Büyük risk alırsınız. Okadar yolu çektikten sonra direk ülkenize gönderebilirler&#8230;. Ayrıca pasaportunuz çok pasaklı olmasın düzgün ve okunaklı olsun sayfaları tahrip edilmemiş olsun. Hem artık pasaport ücretleri daha makul seviyelere çekildi. Benim aldığım zamanda Pasaport defter ücreti ve 1 yıllık harç toplam 300 TL tutmuştu. Tamamen soygundu yani. Neyseki yeni pasaport alacaklar daha makul fiyatlardan alacaklar. Bu fiyatları ve pasaportla ilgili ayrıntılı bilgi almak için bağlı olduğunuz emniyet müdürlüğüne giderek temin edebilirsiniz.</p>
<p>Pasaport sorunuda yoksa gelelim Vize olayına. Arkadaşlar Vize olayında tam bir geçiş dönemi yaşıyoruz. Eğer haberleri biraz takip ettiyseniz Rusya ile vizelerin kaldırıldığınız okumuşsunuzdur. Ama bu daha pratiğe geçmedi. Yani devletler vizelerin kalması konusunda anlaştı. Fakat hala çalışmalar yapılıyor. Ben bu satırları yazarken malesef hala vize almak zorundasınız. Tam olarak nezaman uygulamaya geçer bilemiyorum. Eğer öğrenirsem burdan ilan ederim. Ama çok aceleniz yoksa biraz bekleyebilirsiniz :) Eğer vizeler tam olarak kalkarsa Türk vatandaşları Rusya&#8217;ya 90 gün içerisinde 30 günü geçmemek kaydıyla vizesiz giriş yapabileceklerdir.  Kısacası işlem uygulamaya tam girince eğer pasaportunuzda varsa biletinizi alıp direk gelebileceksiniz.</p>
<p>Ama yok benim için vize falan farketmez derseniz bulunduğunuz yere ve acentaların yada vizeyi talep ettiğiniz firmanın insafına göre 60$ ile 200 $ arasında bir para ödemeniz gerekmekte. Vize konunda yardıma ihtiyacı olan arkadaşlar lütfen bana ulaşsın bulundukları şehir farketmez ben elimden geldiğince yardımcı olayım. Fuzuli yere saçma firmalara para kaptırmayın.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/08/moskova_universite.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-443" title="moskova_universite" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/08/moskova_universite-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Pasaportunuz sağlam ve geçerli, vizeniz elinizde ve de biletlerinizi aldınız. Ozaman size iyi yolculuklar diliyoruz. Fakat Acaba sizi nasıl bir yer bekliyor ona biraz değinelim. Bu kısmı anlatırken biraz sokak ağzı, yada karşımda biri varmışçasına anlatmak istiyorum. Zira öyle daha samimi olacaktır ve daha anlaşılır olacaktır.</p>
<p>Öncelikle Moskova&#8217;dan ilk beklentiniz nedir onu kendinize sorun.  Mesela ilk şunu bi sorun kendinize.. Ben Moskova&#8217;nın kışını görmek istiyorum ya da Ben Moskova&#8217;nın yazını görmek istiyorum. Cevabınız ne olursa olsun çok güzel şeylerle karşılaşacağınıza emin olun. Her mevsimin farklı tadı var burda.</p>
<p>Kışın gelirim derseniz  -40(eksi) dereceleri görmeye razı olun :) . Ama buranın hava şartlarındanmıdır nedir bana çok soğuk gelmedi. Yani ben İzmir&#8217;de +2&#8242;de tirtir titrediğimi biliyorum. Ama burda -34 derecede üstümde bi kazak, adam akıllı bi montla üşümedim :) Şimdi sesleri duyuyorum &#8220;nemdendir o nemden&#8221;&#8230; :)  Evet arkadaşlar havanız nasıl olursa olsun , sizin giysileriniz yerinde olsun. Erkek arkadaşlar için söylüyorum pehlivanlık yapıp sadece kot giymeyin altınıza yoksa bacaklarınızda olursunuz mazallah. İçlik yanınızda getireceğiniz ilk şey olsun. Onun dışındaki giysiler klasik kış giysileri. Eldiven ve kulaklarınız için extra şeyleride mutlaka alın ama.</p>
<p>Benim Moskova!da ilk kış deneyimim tamda yılbaşına denk gelmişti. Sizde bu tarihte gelirseniz çok daha renkli şeylerle karşılaşırsınız. Öncelikle heryer ışıl ışıl olur. Kızıl meydanda binlerce kişiyle yeniyıla girersiniz. Daha ne olsun dimi. Alkolik arkadaşlar için iyi haber burda alkol çok ucuz. İstedikleri kadar içebilirler :) Ayrıca bu ülkede içki içene &#8220;ayyaş serseri yada aman benden uzak olsun modunda bakılmıyor&#8221; tabiki burdada herşeyin bi sınırı var ama daha hoşgörülü ve anlayışlı bir sınır. Mesela birçok kişişiyi özellikle kışın elinde içkisiyle metroda otobüste yada sokakta görmek mümkün. Bu gördüğünüz kişi Türkiye&#8217;ye gelse anında top model olabilecek bi bayanda olabilir yada takım elbisesiyle bir işadamıda olabilir. Kısacası bizde elinde su şisesi yada cola şişesiyle nasıl insaları görüyorsanız burdada içki okadar doğal.  Benim burda asıl vurgulamak istediğim herkes içsin ayyaş olsun değil. Millette bi kasıntı yok. Kimse karşımıyor zarar vermediği sürece. Bu sebeptendirki istisnalar hariç kimse dağıtmıyor :)</p>
<p>Mesela benim geldiğim dönemde yılbaşında güzel kar yağdı. Hatta herkes benim şanslı olduğumu uzun zamandır yılbaşında böyle kar olmadığını söylediler. Bende ay nekadar şanslıymışım dedim hafif ellerim buz keserken :p</p>
<p>Sonra mesela ayrıntılar çok dikkatimi çeker. Kışın ne hikmetse 1 tane bile kediye rastlamadım. Sordum dedim ben türkiye&#8217;de de karlı yerler gördüm hiç değilse üç beş kedi denk gelirdi burda niye yok dedim. Meğer kışla alakası yokmuş. Yazında göremedim. Burda sokakta kedi görünce şaşırıyorum artık. Düşünün nekadar az olduğunu. Çünkü kimse sokakta kedi bırakmıyor. Herkes bi şekilde sahipleniyor. Zira kedisi olmayan rus evine nadir rastladım. Benim kaldığım yerde de &#8220;rıjık&#8221; adında panterden bozma bi kedimiz var zaten. Kendisi Türkiye&#8217;de ki kedilerle kıyaslanırsa ağır siklet kalıyor.</p>
<p>Sadece kedi değil köpekte göremedim. Kedi köpeğe takmış durumda değilim ama garip , sonuçta göremeyince insan şaşırıyo. İzmirde meydanı bile köpek çeteleri işgal etmiş burda en azından insan görmek istiyo :) Ama ben nekadar göremesemde burda sokak köpekleri varmış. Hatta metro hattını kullanacak kadar akıllı köpekler. Evet yanlış okumadınız. Haberlere bile konu oldu. Burda metro hattını kullanan başı boş köpekler var. Bildiğin belli saatlerde istasyon şaşırmadan gidip geliyor sevimli şeyler :) İşin garibi burası Moskova metrosu normal insanı bıraksan kaybolur. İzmir metrosu gibi 10 duraktan ibaret değil yani . Hatta yeri gelmişken İzmir&#8217;deki bi metro anımı anlatayım; &#8220;Malum İzmirdeki metro 10 istasyon ve Konak &#8211; Bornova arası. Kıscası Bornova son istasyona gelmiş bi trenin tekrar Konak&#8217;a , Konak&#8217;a gelmiş bi metronun tekrar bornova istikametine gitmesi lazım. Olay bu kadar açık yani. Metro bukadar basit ve tek yönken. Bana defalarca gelen şu soru garibime gitmiştir  &#8220;genç bu metro konağa&#8221; mı gider&#8230;. hep içimden yok abim bu manisa üzerinden Afyon&#8217;a geçer tarzı bi yanıt vermek istemişimdir. Ama tabi o saygısızlığı yapmadım hiç :)</p>
<p>Neyse kedi köpek muhabbetinden sonra devam edelim. Az önce söylemeyi unuttum kışın burda yerler komplel buz. Mutlaka lastik tabanlı ve kolay kolay kaymayan bi ayakkabı getirin yanınızda. Hatta burda araba yolları bile buz. ilk zamanlar bu arabalar nasıl kaymıyo diye hayrete düşmüştüm ki bütün araçlarda bizdenkinden çok farklı çivili lastikleri görene kadar. Takılması zorunlu olan (ki takmasan zaten duramasssın yolda) bu lastikler buz falan dinlemiyo bildiğin normal yolda gidermiş gibi gidiyosun.</p>
<p>Moskova Güncesi 3&#8242;de görüşmek üzere :)</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 111 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/08/21/moskova-gunlugu-2-moskovaya-nasil-gidilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatür ve Kayıp kıta MU.</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/06/atatur-ve-kayip-kita-mu/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/06/atatur-ve-kayip-kita-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 14:01:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ATATÜRK]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve mu ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ingiliz Albay James Churcward]]></category>
		<category><![CDATA[James Churcward]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta atlantis]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta mu]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta mu ve atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Mu kitasi]]></category>
		<category><![CDATA[mu ve atatürk ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsin Mayatepek]]></category>
		<category><![CDATA[türk olgusu]]></category>
		<category><![CDATA[türklerin kökeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=434</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk bu kitayla neden ilgilenmisti?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;M.Ö. 200.000 ile 70.000 yillari arasinda<br />
Pasifik&#8217;te Mu adinda Avustralya&#8217;dan kat<br />
kat büyük bir Kita mi vardi? Yüksek bir<br />
medeniyet yarattiktan sonra batmis miydi?<br />
Atatürk bu kitayla neden ilgilenmisti?</p>
<p>Türkler&#8217;in kökenini ortaya çikarmak Gazi&#8217;nin en büyük isteklerinden biriydi. Cumhuriyetin ilk yillarinda Osmanlilar&#8217;in son dönemlerinde Türklük Akimlari üzerine yapilan arastirmalari derledi. Atatürk&#8217;ün istegiyle birçok bilim adami ve arastirmaci bu alanda arastirmalar yapti. Yabanci bilim adamlari davet edildi. 1930&#8242;da Türk Tarih Kurumu kuruldu. Çok zengin malzeme ve bilgilere ulasildi. Yine de Türkler&#8217;in nereden geldikleri tam açiklik kazanmadi.<br />
Maya Diliyle Türkçe Arasindaki Benzerlik<br />
1932&#8242;de emekli General Tahsin Bey Atatürk&#8217;ü ziyaret etti. Maya dili ile Türkçe arasindaki benzerliklerden bahsetti. Mayalar Meksika&#8217;da yasamislar, Türkler ise Orta Asya&#8217;dan gelmislerdi. Aradaki uzakliga ragmen, Gazi konuyla ilgilendi. Tahsin Bey&#8217;i Meksika&#8217;ya elçi olarak atadi. Ona iki dil arasindaki benzerlikleri ortaya çikarma görevini verdi.<br />
Tahsin Bey Meksika&#8217;ya gitti. Orada kendisine Amerikali Arkeolog William Niven &#8216;in buldugu tabletlerden bahsettiler. Maya dilinin kökeninin bu tabletlerde oldugu anlasilmisti. Türkçe ile Maya dili benzerlik bu tabletlerde aranacakti. Bu tabletler Tahsin Bey&#8217;i saskina çevirdi. Çünkü tabletler MÖ 200.000 ile 70.000 yillari arasinda Pasifik&#8217;de yer almis bir kitayi haber veriyordu. Kitanin adi MU idi. Avustralya&#8217;dan birkaç kat büyüktü. Yüksek bir uygarliga ulastiktan sonra deprem veya tufan sonucu battigi saniliyordu.<br />
Ingiliz Albay James Churcward Hindistan&#8217;daki tabletleri Tahsin Bey&#8217;e bilgi olarak sundu. Bunlar da kayip Mu Kitasi ile ilgiliydi. Ve Churcward 50 yil çalismisti bu tabletleri çözebilmek için. Bu konuda 5 kitap yayinlamis bir uzmandi.<br />
Tahsin Bey, ögrendiklerini, bulduklarini düzenli olarak Atatürk&#8217;e rapor ediyordu. Gazi; Churcward&#8217;in Mu ile ilgili kitaplarini getirtti ve 60 kisilik bir tercüme heyetine Türkçe&#8217;ye çevirme emrini verdi. Kitaplar basilmadi. Daktilo edilerek Atatürk&#8217;ün önüne kondular.<br />
Atatürk metinleri büyük bir dikkatle okudu. Insanin yaradilisini anlatan bölümle özellikle ilgilenmisti. Mu&#8217;nun insanligin ana vatani oldugunu nüfusun 64 milyona çiktigini anlatan bölümlerin altini çizmisti. Mu&#8217;da geçen Tanri kavramiyla da yakindan ilgilenmis, yaraticinin insan akliyla anlasilamayacagi, sekillendirilemeyecegi ve adlandirilamayacagi üzerinde durmustu. Tercümelerde Maya dili de dahil tüm lisanlarin Mu dilinden türedigi belirtiliyordu.<br />
Mu kitasinin batisini anlatan bölümde halkin &#8220;Ya Mu bizi kurtar.&#8221; diye bagirdigina dikkat çekerek Mu&#8217;nun bir ilah adi oldugu sonucuna vardi. Mu kökenli özel isim ve sifatlari, Öztürkçe ile karsilastirarak (Kui: kögü : Aile vb.) not aliyordu. Atatürk, önce Türkler&#8217;in kökenini ve Mu dilinin Türkçe ile baglantisini incelemis sonra da Mu sembollerini Latin alfabesiyle karsilastirmisti.<br />
Daha ilginç olan Mu&#8217;nun demokrasi ile yönetildigini ve günes enerjisinin aydinlatmada kullanildigini anlatan satirlarin altini çizmekle kalmamisti kendi notlarini da ilistirmisti.<br />
Bugün bu kitaplardan Kayip Mu Kitasi ve Mu&#8217;nun Çocuklari Anitmabir kitapliginda 1301, 1302 no ile kayitlidir. Çeviri metinleri ise kitaplikta 4 dosya halinde bulunur. Gazi&#8217;nin Mu ile ilgili çikardigi sonuçlari ne yazik ki tam olarak bilemiyoruz.<br />
Emekli general Tahsin Mayatepek Meksika&#8217;daki arastirmalarinda çok daha fazlasini bulmustu. Maya, Aztek ve Inka uygarliklarinin Türkler&#8217;in kullandigi esyalara benzer esyalar kullandigini Atatürk&#8217;e iletmisti. Davullar, kalkanlar üzerlerindeki ay ve yildiz sembollerine kadar bizimkilere benziyordu. Tahsin Mayatepek, çalismalarini belge ve fotograflarla 3 ciltlik defter olarak toplayarak<br />
Atatürk&#8217;e gönderdi. Bunlarin ikisi 70&#8242;lere kadar TDK kütüphanesinde idi. (No:57-56) Üçüncü defter kayiptir. Bu defterlerde dini tören, ibadet ve tapinaklarin bile sasilacak kadar benzerligi gösteriliyordu.<br />
Atatürk&#8217;ün 6 ay gibi bir sürere Türkçe&#8217;yi Latin harflerine kavusturacak kadar bilgili ve yetenekli oldugu düsünülürse, onun kesinlikle siradan bir dil bilimci ve tarihçi oldugu düsünülemez. Öyleyse bu arastirmalari da siradan bir merak olamazdi. Yine O, neyi nerede arayacagini herkesten iyi biliyordu. Bugün Atatürk&#8217;ün gizli kalmis düsünceleriyle birlikte bu arastirmalar da Anitkabir&#8217;in sessizliginde uyumaya devam ediyorlar. Eger gerçekten var olduysa, Mu Kitasi&#8217;nin kalintilarinin Pasifik&#8217;in derinliklerinde durdugu gibi..</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/07/mu2.jpg"><img src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/07/mu2-300x183.jpg" alt="" title="mu2" width="300" height="183" class="alignnone size-medium wp-image-436" /></a></p>
<p>İlgili Video :</p>
<p><embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=6537619342680244633&#038;hl=tr&#038;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash> </embed></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 148 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/06/atatur-ve-kayip-kita-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkinci Mahmut (video)</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/05/ikinci-mahmut/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/05/ikinci-mahmut/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 21:06:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[2. mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci mahmut yenilikleri]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci mhmut reformları]]></category>
		<category><![CDATA[posta teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[reform]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=429</guid>
		<description><![CDATA[Bu Videodan sonra İkinci Mahmut'u kolay kolay unutmazsınız sanırım :)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir hayli eğlenceli bir çalışma, birkaç arkadaşımızın yaptığı İkinci Mahmut ve reformları ile ilgili videosu<br />
Komik ve bir okadarda bilgilendirici.<br />
Sanırım bu videodan sonra kimse 2. Mahmut ve reformalarını kolay kolay unutmaz ve sınavda doğru şıkları işaretler :)</p>
<p><object width="560" height="418"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xdxjsq?width=560&#038;theme=default&#038;foreground=%23F7FFFD&#038;highlight=%23FFC300&#038;background=%23171D1B&#038;autoPlay=1&#038;start=&#038;additionalInfos=0&#038;hideInfos=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xdxjsq?width=560&#038;theme=default&#038;foreground=%23F7FFFD&#038;highlight=%23FFC300&#038;background=%23171D1B&#038;autoPlay=1&#038;start=&#038;additionalInfos=0&#038;hideInfos=0" width="560" height="418" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><b><a href="http://www.dailymotion.com/video/xdxjsq_ykinci-mahmut-ve-yenilikleri_music">İkinci Mahmut ve yenilikleri</a></b><br /><i>Y&uuml;kleyen <a href="http://www.dailymotion.com/egetarih">egetarih</a></p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/07/2-mahmud-han.jpg"><img src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/07/2-mahmud-han-216x300.jpg" alt="" title="2-mahmud-han" width="216" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-430" /></a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 79 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/05/ikinci-mahmut/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayıp Kıta Atlantis</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/05/kayip-kita-atlantis/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/05/kayip-kita-atlantis/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 20:37:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İLGİNÇ TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[altantis]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk ve mu]]></category>
		<category><![CDATA[donnelly]]></category>
		<category><![CDATA[kayı kıta lemuria]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta atlantis]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta hakkında iblmedikleriniz]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta hakkında teoriler]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta mu]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta nerede]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıta ve yapılan çalışmalar]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp kıtanın gizemi]]></category>
		<category><![CDATA[lemuria]]></category>
		<category><![CDATA[lemurya]]></category>
		<category><![CDATA[minos]]></category>
		<category><![CDATA[mu]]></category>
		<category><![CDATA[platon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[Kayıp ada Atlantis hakkında teoriler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kayıp ada Atlantis hakkında teoriler</p>
<p>Yunanlı ünlü filozof Plato’nun ilk olarak 2,000 sene önce bahsettiği Atlantis, o günden bu yana insanların gerçekten var olup olmadığını tartıştıkları efsanevi bir kıta. Bazıları Plato’nun yazdıklarının gerçek olduğunu kabul ederken, bazıları ise var olmuş bir medeniyetin ardından iz bırakmadan yok olması fikrini kabul etmiyor. Plato, notlarında Atlantis’in Kuzey Afrika ve Asya’nın birleşimi kadar büyük olduğunu belirtiyor. Bu kadar büyük bir kıtanın tamamen gözlerden kaybolması pek akla yatkın değilken, bilim dünyası bugüne kadar kayıp kıta hakkında somut bir delil elde edemedi.</p>
<p>Bu konuda araştırmalarını sürdürenler, Atlantis’in nerede bulunmuş olabileceği sorusunu soruyor. Ortaya atılan teoriler, kayıp kıtanın Okyanusya’dan Antarktika’ya kadar birçok yerde bulunduğunu iddia ediyor. ABD&#8217;li araştırmacı Jeff Danelek, bu teorilerden bazılarını değerlendirdi:</p>
<p>Atlantis’in kalıntılarının bulunduğuna ait bilgiler tamamen kurgusal</p>
<p>Birçok bilim insanı ve tarihçiye göre, Plato’nun ünlü diyalogları Critias ve Timaeus’da bahsettiği son derece zengin bir uygarlık olan Atlantis tamamen kurgu ürünü. Bu fikri savunanlar, Plato’nun tanrılara sırtını çevirerek yok edilen bir uygarlıktan bahsederek, bu şekilde aynısını yapmaya cüret edecek insanları uyardığını ve onları aydınlattığını savunuyor.</p>
<p>Plato, notlarında Yunan Tanrısı Poseidon’un Atlantis’in ilk kralının kızı olan Atlas’a âşık olduğunu anlatıyordu. Plato’nun notlarında ayrıca Atlantis’in 12,000 yıl önce Yunan ve Doğu Akdeniz’den gelen toplumlar tarafından yenilgiye uğratıldığı yer alıyor. Ancak bu tarih ilk uygarlıkların bile görülmeye başladığı tarihin öncesine düşüyordu.</p>
<p>Atlantis bir kurguydu ancak dünyanın yaşadığı sel felaketi doğruydu</p>
<p>Plato notlarında binlerce yıl önce tüm dünyayı etkisi altına alan büyük bir sel felaketinden bahsetmişti. Bu felaketin ardından hayatta kalan insanlar yeni uygarlıkların temelini atmıştı. Buna dayanarak, Plato’nun Atlantis’i sel felaketinin ardından yeni oluşan uygarlıklardan biri olarak değerlendirdiği düşünülebilir.</p>
<p>Böylece, Plato’nun yaşadığı zamandan 10 bin yıl önce büyük bir sel felaketi yaşanmış olduğunu da düşünebiliriz. Bazılarına göre bu son Buz Devri’nde eriyen buzulların neden olduğu dev okyanus dalgaları veya Dünya’ya düşmüş bir meteordan kaynaklanıyor.</p>
<p>Atlantis Atlantik Okyanusu’nun ortasında yer alıyordu ve doğal afetlerle yok oldu</p>
<p>Bu teori ilk olarak 1882 yılında yazdığı “Atlantis, the Antediluvian World” adlı kitapta yazar Ignatius Donnelly tarafından ortaya atıldı. Donnelly, Atlantik Okyanusu’nun derinliğini sadece birkaç yüz metre olarak tahmin etmiş ve okyanus tabanının nadiren dikey olarak yüzeye doğru hareket ettiğini düşünmüştü.</p>
<p>Atlantik’in kilometrelerce derinliğe sahip olduğu ve kıtalar oluşturacak kadar yükselme hareketleri yapmadığı keşfedilene kadar, Donnelly’nin teorisi birçoklarına mantıklı geldi. Bugün bazıları, Plato Atlantis’i eski adıyla “Herkül’ün Sütunları” olarak bilinen Cebelitarık Boğazı’nın dışına yerleştirdiği için hala Atlantik’te aramaktadır.</p>
<p>Plato’nun bahsettiği medeniyet Minos, ada ise volkanik ada Tera’ydı</p>
<p>Bilimsel açıdan biraz doğruluk payı içerdiği öne sürülen bir teori, Plato’nun Atlantisliler olarak bahsettiği insanların bir zamanlar Yunanistan’ın Girit Adası’nda yaşamış Minos uygarlığı olduğu. Minos uygarlığı, M.Ö 1,600 yılında bugün Santorini Adası olarak bilinen Tera&#8217;da yaşanan dev volkanik patlamada neredeyse dünyadan silindi. Patlama ayrıca Akdeniz kıyılarında dev tsunamilerin oluşmasına neden oldu.</p>
<p>Tanrıların öfkesinden kaynaklandığına inanılacak bu tür bir felaket, mutlaka Mısırlıların kayıtlarına geçer ve olaydan 1,000 yıl sonra yaşamış olan Plato’nun mitolojisine dâhil olurdu. Bir hipotez, yüzyıllarca anlatılan bu olayın abartılarak Plato’nun kulağına farklı bir şekilde gittiği. Kısaca, yaşanan felaket çok büyük ve zengin bir ada uygarlığının üzerinde odaklanarak anlatılmış olabilir.</p>
<p>Atlantis Karadeniz’de yaşanan selin bir uydurmasıydı</p>
<p>Kabul edilen bir diğer teori, Atlantis’in yine Plato’nun dünyaya gelmesinden binlerce yıl önce meydana gelen bir olaydan uydurulmuş bir şey olduğu. Bu sefer hayallere kaynak oluşturan olay M.Ö 5,600 senesinde Akdeniz’in Boğazları aşarak Karadeniz’de büyük bir sele neden olması.</p>
<p>Bu olay gölü bir deniz haline getirdi ve bu değişime tanık olan insanların üzerinde büyük bir etki yaptı. Bu insanlar yükselen sulardan kaçarak yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı. Zamanla, oldukça abartılan bir öyküye çevrilen olay Plato’nun hayal gücünü etkiledi.</p>
<p>Atlantis Antarktika’nın daha ılıman iklime sahip haliydi</p>
<p>Kutup noktalarının kaymasıyla Dünya’nın çok büyük felaketlerle karşılaşabileceğini öne süren ABD’li akademisyen Charles Hapgood, yerkabuğunun yaklaşık 12 bin yıl önce kaymış olabileceğini öne sürmüştü. Hapgood’a göre, yerkabuğu her bin yılda yeraltındaki basınçtan dolayı kayıyordu. Hapgood, bu düşüncelerine dayanarak Atlantis’in bir zamanlar Dünya’nın çok daha kuzeyinde bir noktada yer aldığını ve ılıman bir iklime sahip bu kıtada çok nüfuslu bir uygarlığın yaşadığını öne sürdü.</p>
<p>Ancak kutup noktalarının yer değiştirmesi Atlantis’i buz çağının göbeğine düşürdü ve koca kıta bugün yaşamın olmadığı Antarktika’ya döndü. Bazıları bu teoriyi mantıklı bulsa da, yerkabuğunun Hapgood’un bahsettiği kadar ani ve büyük değişimlere neden olacak şekilde kayması bilimsel olarak desteklenen bir şey değil.</p>
<p>Atlantis Lemurya olarak bilinen antik bir adaydı</p>
<p>Şaşırtıcı şekilde, antik bir ada uygarlığına ait inanışları olan tek uygarlık Yunanlılar değildi. Hindistan ve Asyalı toplulukların, Hint Okyanusu’nda bir zamanlar var olmuş olduğuna inandığı Lemurya adında bir kıta vardı. Bu fikir, ilk olarak 19’uncu yüzyılda yaşamış zoolog Philip Sclater’den geldi.</p>
<p>Sclater, incelediği hayvanların orijinlerinde kopukluk olduğunu ortaya çıkarınca bir zamanlar Madagaskar ve Hindistan’ın birleşik olabileceği fikrini ortaya attı. İki kara parçasının oluşturduğu kıta ise Lemurya’ydı. Ancak tektonik hareketlerden pek anlamayan Sclater, Hint Okyanusu’nda bahsettiği kıta değişimini destekleyecek hiçbir jeolojik değişimin gözlenebilir olmadığını fark etmedi.</p>
<p>Atlantis aslında mitolojik kıta Mu’ydu</p>
<p>Mu, Atlantik veya Pasifik Okyanusu’nda var olduğu düşünülen bir kıta. Kıta’nın, insanlığın ortaya çıktığı dönemin başlarında yok olduğu ve geride kalan insanlarının kıtalara dağılarak ileriki uygarlıkların temelini attığına inanılıyor. Bugün ise bilim insanları Mu, Atlantis veya Lemurya gibi adalar hakkında ortaya atılan teorileri reddediyor.</p>
<p>Çünkü bahsedildiği kadar büyük kıtaların çok kısa zamanda okyanusun dibini boylaması bilimsel olarak destek görmüyor. Ayrıca, tarih boyunca elde edilen arkeolojik ve genetik bulgular, Eski Dünya (Asya-Avrupa) ve Yeni Dünya’da (Amerika) ortaya çıkmış uygarlıkların aynı atalardan geldiklerini ortaya koyuyor.</p>
<p>Atlantis Güneydoğu Asya’daydı</p>
<p>Eğer Buz Çağı’na ait bir Dünya haritasına bakılırsa, o dönem Kuzey Amerika ve Avrupa’nın çoğunu oluşturan dev buz dağlarının barındırdığı su sayesinde okyanus seviyelerinin 60 metre civarında alçak olduğu anlaşılır. Aynı dönemde, bugün takımadalar halinde bulunan Endonezya, Avustralya’dan Hindistan’a kadar uzanan Batı Avrupa büyüklüğünde bir kara parçasıydı. Ilıman iklimi, tropikal bitki örtüsü ve geniş yaşam alanı, bir uygarlığın ortaya çıkması için çok uygun bir yerdi.</p>
<p>Belki de o zamanlar çok ileri teknoloji elde etme noktasına kadar gelen bir uygarlık ortaya çıktı ve sonunda kendi kendini yok etti. Zamanla yükselen sular da bu uygarlıktan kalan kalıntıların üzerini örttü. Tabii bu teori, dünyanın dört bir yanındaki farklı kültürler için çok gelişmiş ve sonradan yok olmuş uygarlıklara ait hikâyeler üretmek için kullanılabilir.</p>
<p>Atlantis Bahama Adaları, Bermuda, Azorlar veya Kanarya Adaları’nın bulunduğu bir yerdeydi</p>
<p>Plato’nun bir zamanlar Atlantik Okyanusu’nda bir kıtanın var olduğuna yönelik notları, kolayca ortadan kalkabilecek bir düşünce değil. Bugün Afrika kıyılarından Güney ve Kuzey Amerika açıklarına ve Avrupa kıyılarına kadar Atlantik Okyanusu’nda bulunan kara parçaları bu düşüncenin parçası olabilir. Ancak bu ada devletler ve kara parçaları büyüklük açısından dikkate alınacak bir özellik taşımadıkları gibi, bugüne dek üzerlerinde gelişmiş bir uygarlığın yaşadığına dair bir iz bulundurmuyorlar.</p>
<p>Bahama Adaları’nın açıklarındaki Bimini Adası’nda 1968 yılında keşfedilen insan yapımına benzeyen rıhtım, elde edilen tek modern bulgu. Ancak bazı bilim insanları bunun bile kayaların doğal düzeninden oluştuğunu öne sürüyor. Bermuda Şeytan üçgeni ise, pek destek görmeyecek bir teori olarak çok arkalarda kalıyor.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/07/mu.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-425" title="mu" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/07/mu-300x193.jpg" alt="" width="300" height="193" /></a></p>
<div class="flashalbum">
<div class="flagallery_swfobject" id="so7_c1">
<h1 style="font-size:14px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;"><a style="font-size:14px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;" href="http://codeasily.com/wordpress-plugins/flash-album-gallery/flag" title="GRAND Flash Album Gallery">GRAND Flash Album Gallery</a></h1>
<h1 style="font-size:12px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;"><a style="font-size:12px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;" href="http://photogallerycreator.com" title="Skins for GRAND FlAGallery">GRAND FlAGallery için dış görünümler, REsim ve video galerileri</a></h1>
<h2 style="font-size:12px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;"><a style="font-size:12px; font-weight:normal; margin:0; padding:0; background:none; border:none;" href="http://codeasily.com" title="Wordpress Flash Templates, WordPress Themes and WordPress plugins">CodEasily.com tarafından geliştirilen - WordPress Flash temaları, WordPress Temaları ve WordPress eklentileri</a></h2>
<a href="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer">Flash Player</a> ve javascript desteği olan bir tarayıcıya ihtiyaç vardır.
</div></div>
<script type="text/javascript" defer="defer">
var swfdiv=document.getElementById('so7_c1');swfdiv.style.display='none';setTimeout(function(){swfdiv.style.display='block';},3000);
var so7_c1 = {
	params : {
		wmode : "window",
		allowfullscreen : "true",
		menu : "false",
		bgcolor : "##262626"},
	flashvars : {
		path : "http://www.egetarih.net/wp-content/plugins/flagallery-skins/default/",
		gID : "7",
		galName : "Kayıp Kıta Atlantis",
		width : "100%",
		height : "500"},
	attr : {
		styleclass : "flashalbum",
		id : "so7_f1",
		name : "so7_f1"},
	start : function() {
		swfobject.embedSWF("http://www.egetarih.net/wp-content/plugins/flagallery-skins/default/gallery.swf", "so7_c1", "100%", "500", "10.0.0", "http://www.egetarih.net/wp-content/plugins/flash-album-gallery/skins/expressInstall.swf", this.flashvars, this.params , this.attr );
swfobject.createCSS("#so7_f1","outline:none");
	}
}
so7_c1.start();
</script>
<p>Kaynak : www.hurriyet.com.tr</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 173 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/07/05/kayip-kita-atlantis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara, İstanbul, İzmir Kıyaslaması</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/30/ankara-istanbul-izmir-kiyaslamasi/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/30/ankara-istanbul-izmir-kiyaslamasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 23:07:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[KÖŞE YAZISI]]></category>
		<category><![CDATA[anakra istanbul ve izmir arasındaki farklar]]></category>
		<category><![CDATA[ankara]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir ancak bukadar güzel anlatırlır]]></category>
		<category><![CDATA[izmir farkı]]></category>
		<category><![CDATA[izmir ve özellikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=417</guid>
		<description><![CDATA[Ankara İstanbul İzmir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ankara,</strong><br />
En iyi kalpli Üvey ana,<br />
Bu şehri bu kadar yalın anlatan başka bir şey olamaz sanırım.<br />
Sorumluluklarını bilen, asla kötü davranmayan ama sonuçta bir üvey ana<br />
olan Ankara.<br />
Bu şehirde insanlar bekler. Emekliliği, askerin bitmesini,<br />
rüşvetin gelmesini, gönderdiğiniz evrakın cevaplanmasını , suskun  devletin<br />
konuşmasını beklerler.<br />
Taşı çatlatacak bir sabırla bir şeyleri beklerler, kim bilir<br />
bekledikleri hayattır. Belki denizi görselerdi beklemezlerdi.<br />
Denizi su sanırlar.<br />
Suyu görmek için göllerin kıyısına gidersiniz ama su ufka uzanmaz.<br />
Bir suyu deniz yapan ufuk yoktur Ankara&#8217;nın göllerinde.<br />
Oysa ne önemlidir suyun hiç bitmemesi ve uysal bir sevgili gibi<br />
gökyüzüyle birleşmesi.<br />
O vaatker ufuk çizgisi, o nasıl güzeldir.<br />
Her zaman ötelerde bir şey olduğunu fısıldayan o şehvetli çizgi.<br />
İnsanlar Ankara&#8217;da beklerler, kim bilir bekledikleri hayattır.</p>
<p><strong>İstanbul</strong>&#8216;da<br />
ise durum daha vahimdir.<br />
Hayat sanki bir adım ötede duruyor gibidir.<br />
Doğruya doğru, dünyanın en güzel şehridir İstanbul, ama hayat<br />
eli çabuk davranır.<br />
Daha siz elinizi uzatmadan işveli bir kadın gibi kaçar gider.<br />
Bu yüzden hırsla kovalarlar hayatı İstanbullular.<br />
Beklediği şeyin belki de hiç gelmeyeceğini söyleyen şeytani fısıltıya<br />
rağmen,<br />
Ankaralının dingin tevekküllü bekleyişinde bir huzur vardır.<br />
Ama,<br />
İstanbullunun hırslı kovalamacasında ne huzur vardır ne de tatmin.<br />
Dünyanın en güzel şehri hemen kol mesafesindeyken kendilerini yiyip<br />
yutan bir kovalamacanın içinde kaybolur giderler.<br />
Hayat kaçar, onlar kovalar.</p>
<p>Ama<strong> İzmir</strong>&#8230;<br />
İzmir&#8217;de hayat beklenmez, kovalanmazda.<br />
O zaten sizinle beraberdir.<br />
Ufkun ötesini muştulayan bir deniz vardır.<br />
Mutlulukla dolu,sakin bir sevişmenin tadındadır körfez.<br />
Körfez vapurlarının sakin gidişinde hırslarınız yok olur,<br />
Kovalamayı bırakırsınız, hatta martılara gevrek atacak kadar iyilikle<br />
dolarsınız.<br />
Ne varsa bu şehirde, bayatlamış vapur çayı bile nektar olur.<br />
Hafta sonları denize doğru bir göç başlar.<br />
&#8220;Ey hayat, biz Çeşme&#8217;ye gidiyoruz sen de arkadan gel&#8221; der<br />
İzmirliler muzipçe.<br />
Ve ne gariptir ki hayat, uslu bir çocuk gibi onların peşinden gider.</p>
<p>Ne garip, uçak biletinin üzerinde adımın hemen yanında yazan IZM<br />
harflerine sevgiyle bakıyorum.<br />
Sabırsızım, sevgilisine kavuşacak aşıklar kadar.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/izmir.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-418" title="izmir" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/izmir-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a></p>
<p><strong>Cemal Süreyya</strong></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 287 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/30/ankara-istanbul-izmir-kiyaslamasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Moskova Günlüğü &#8211; 1</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/23/moskova-gunlugu-1/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/23/moskova-gunlugu-1/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 00:45:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[GEZİLER]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[moskova]]></category>
		<category><![CDATA[moskovaya giderken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=408</guid>
		<description><![CDATA[Moskova ve ayrıntıları...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkese Merhabalar .</p>
<p>Günlük tarzı bir yazıyı &#8220;Tarih&#8221; içerikli bir web sayfasında görmek belki garipsemenize neden olabilir. Ama içeriğindeki bazı noktalar tarih severlerin işine yarakayacaktır diye umuyorum.</p>
<p>Açıkçası nerden başlasam diye çok düşündüm. Ama sanırım en güzeli öncelikle bu güzel şehri biraz tanımak ve buraya nasıl gelinir onu öğrenmek lazım. Çünkü aynı sıkıntıyı bende yaşadım. Moskova&#8217;ya gelmeden önce yaptığım araştırmalarda genelde oraya gittikten sonraki izlenimler yazılmış. Ama asıl mesele oraya gitmek.</p>
<p>Öncelikle Moskova Rusya&#8217;nın başkenti hepimizin malumu. Ama bildiğiniz veya tahmin ettiğiniz başkent olgusundan biraz farklı. Öncelikle sosyal ve ekonomik anlamda Rusya&#8217;nın diğer tüm şehirlerinden ayrılıyor. Ayrıca farklı bir statüsü var. Rusya&#8217;nın iki federe şehrinden biri Moskova (Diğeri Saint Petersburg). Yani şehri Duma&#8217;da(Meclis) diğer federe bölgeler gibi koltuk bulunduruyor. Biraz faklı olsada Rus vatandaşlarına dahi Moskova için vize gerekli. Eğer Moskova&#8217;da sabit bir adresiniz yoksa 3 ay&#8217;dan fazla kalamazsınız. Rusya&#8217;ya gitmeyi düşünen bir Türk için ele alırsak bu konuyu ; amaç eğer Moskova&#8217;ya uğramaksa mutlaka Moskova diye belirtmek gerekli. Mesela İtalya&#8217;ya gidecek olan Roma vizesi almaz.  Ama Rusya&#8217;ya gidecek olan özellikle Moskova olduğunu belirtmelidir olası sorunları bertaraf etmek için.</p>
<p>Moskova dünyada en yoğun işleyen Metro ağına sahip. Hele İzmir&#8217;in on istasyonlu metrosundan sonra Moskova metrosu bir ayrı dünya. İzmir&#8217;deki metro mesafesi burda lunaparklarda kullanılıyor ( Bu son bilgi doğru bilgi değil sadece biraz laf çarptırmak istedim ).  Büyüklük esas alınırsa Tokyo metrosu daha büyük ama aradaki fark yok denecek kadar az. Ama sanmıyorumki tokyo metrosu Moskova metrosu gibi muazzam olsun. Moskova Metrosu tam bir sanat eseri. Yazıyı resimlerle bölmek istemediğimden yazının sonundaki foto galeriden resimlerine bakabilirsiniz. Tüm metro istasyonlarını tek tek gördüm dersem yalan olur. Ama elimden geldiğince görmediğim istasyonlarıda görmek istiyorum. Dediğim gibi her istasyon bir sanat eseri. Komünizm yıllarından kalma eserler ve Lenin resimleri ayrıca kızıl yıldız hernekadar çok olsada bence görülmesi gereken biryer. Örnek vermek gerekirse &#8220;Kievskaya&#8221; denen istasyonda tam 45dk zaman geçirdim. Polisler garip bakmasa dahada çok zaman geçirebilirdim ama burdaki polislere karşı bir fobim var. Bununda sebebi buraya gelmeden yanlış yada eksik edindiğim bilgiler.</p>
<p>Aslında Moskova metrosunu böyle iki satırda geçmek olmaz tabiki ama onu ilerleyen yazılarda tekrar ele alırız. Şimdilik daha mühim konularımız var :)</p>
<p>Bu arada 2007 verilerine göre Moskova&#8217;nın dünyanın en pahalı şehri olduğunu söylemezsek sanırım ayıp etmiş oluruz. Ayrıca ek bilgi vermek gerekirse Moskovada yaşayan milyarder sayısı diğer dünya şehirlerden fazladır. Bu bilgi sanırım manzara hakkında bir tahmin yürütmenizi sağlar. Moskova hakkaten çok pahalı bir şehir. Köpek bağlasan durmaz tabiri kullanılan 1 odalı evler için istenilen aylık kira bedelleri 500 Amerikan Doları&#8217;nın altında değil.  Kiralar dışında ev fiyatlarına hiç girmeyelim zira burda 2 odalı ev fiaytına Türkiye&#8217;de villa alabilirsiniz. Ayrıca burda Türkiye&#8217;deki gibi 2+1, 3+1 sistem yok. sistem şöyle : 1, 2, 3&#8230; artı kısmı yok yani :)</p>
<p>Yiyecekler konusunda sanırım en güzel kıyası Mc Donald&#8217;s ile yaparız :) Öncelikle bu firmaya teşekürler zira Rus mutfağına alışmak zor oldu. eğer Mc Donald&#8217;s olmasa ilk zamanlar ciddi açlık sorunu yaşayabilirdim. Şimdi bizdeki Mc Donald&#8217;s ile direk kıyas zor olacak çünkü burda menü sistemi yok. Herşey tek tek satılıyor kendiniz menünüzü yapıyorsunuz.  Ama burda 1 hamburger 1 orta boy kola ve patates yaklaşık olarak 300 ruble yani yaklaşık 15 tl.  Gerçi Big Test denen bi hamburgeri var Türkiye&#8217;deki 3 Big King yapar :) Ayrıca bu konuyu neden bu kadar uzattım derseniz bu satırları yazarken fena halde açım :)</p>
<p>Mc Donald&#8217;s dışında yiyeceklere genel olarak bakarsak ; Türkiye&#8217;deki ekmeklerden bulmayı sakın beklemeyin. Burda ekmek de pahalı hemde saçma ve bayat. Çok güzel ve taze ekmek zor olsada bulursunuz ama şaka gibi fiyatlara. Ayrıca burda hala Türkiye&#8217;deki gibi diyebileceğim yoğurt yemedim. Burda Smentena var. İlk başta garip geldi ama şimdi alıştım. Aslında güzelde&#8230; Kısaca buranın yoğurdu diyebiliriz Smentena için&#8230; Burda ayranı marketlerde bulamazsınız. Ama kefir ana içecek maddesi. Aslına bakarsanız güzel bir alışkanlık çünkü kefir gerçekten çok yararlı. Onun dışında pahalı olsada hemen hemen herşeyi bulursunuz. Biraz kalite farkıda olacak tabi ama bi şekilde temin edersiniz. Gerçi konu sucuk olursa orda biraz zorluk çekeceğinize eminim :)</p>
<p>Giyecekler konusuna gelecek olursak burda şu cümleyi kullanmanın tam sırası &#8220;Türkiye&#8217;nin gözünü seveyim.&#8221; . Burda inanılmaz para ödüyorsunuz giyim kuşama. Moskova&#8217;ya ilk gelişimde İzmir&#8217;den bir bere almıştım 5 tl&#8217;ye. Ama gerçekten kaliteli ve güzel bişeydi. Burda da bere alalım dedim. Siyah bir bere okadar sadeki sapsade diyebiliriz. İzmir&#8217;den aldığımın yanında birhiç nerdeyse. Hiçbir ektrası yok ve Türk parası 30 Tl. Bu örnek sanırım giyim için yeterlidir.</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz yahu Moskova&#8217;da hiç mi makul şey yok. Olmaz mı? Bu konuya gelmek benide neşelendirdi gerçekten :) Çünkü Moskova&#8217;da öyle şeyler varki sudan ucuz :)</p>
<p>Öncelikle Sigara&#8217;yı bırakmayı düşünene yada başlayan Moskova&#8217;ya gelmesin. Marlboro Ligt&#8217;in paketi 2 TL bile yapmıyor. Diğer sigaraların fiyatını varın siz düşünün :) Ayrıca Alkol severleri Moskova&#8217;ya beklerim zira su burda alkolden daha pahalı. Ayrıca Benzin fiyatlarıda Türkiye&#8217;deki&#8217;nin yanında komik kalıyor.  Benzinin litersi 1 tl&#8217;ye yakın. Birde burda et çok ucuz.  Ama kuzu ,dana veya domuz olaylarını ayırt etmek lazım. Bu yüzden yanımda refakatçi olarak yaptığım tek eylem hala ET almak . Onun dışında herşeyi tek yapıyorum :)</p>
<p>Bu satırları yazdığım saatin geç olmasından dolayı günce&#8217;nin kalanına Moskova Günlüğü 2- altında devam edeceğiz.</p>
<p>Yorumlarınızı eksik etmeyiniz lütfen.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/moskova.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-409" title="moskova" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/moskova-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 226 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/23/moskova-gunlugu-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden &#8220;Mehmetçik&#8221; diyoruz?</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/15/neden-mehmetcik-diyoruz/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/15/neden-mehmetcik-diyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 07:13:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[genel kurmay]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik ismi nereden geliyor]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik isminin kökeni]]></category>
		<category><![CDATA[mehmetçik ve anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[neden mehmetçik diyoruz?]]></category>
		<category><![CDATA[neden mehmetçik?]]></category>
		<category><![CDATA[türk askeri]]></category>
		<category><![CDATA[türk askeri ve genel kurmay]]></category>
		<category><![CDATA[türk askerine mehmetçik denmesinin sebebi]]></category>
		<category><![CDATA[türk askerine neden mehmetçik diyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[turkish soldier]]></category>
		<category><![CDATA[what is name of Turkish Soldier]]></category>
		<category><![CDATA[why turkish people say Mehmetçik for turkish soldier]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=401</guid>
		<description><![CDATA[Alperen'den Mehmetçik'e giden yol....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milletlerin tarihlerine şan ve şeref örnekleri veren kahramanlık için çeşitli düşünce ve yorumlar vardır. Bu düşüncelerde çok kere cesaret ile kahramanlık karıştırılmış ve karıştırılmaktadır. Cesaret insanda sadece manevi bir kuvvet kahramanlık ise fazilettir. Kahramanlık ruhu ferde ırkından intikal eder. Bir millet yapısı itibariyle kahraman değilse içinden çıkacak birkaç yiğitle dünya üzerinde özgür yaşamak imkanını bulamaz veya özgürlüğü her savaşta tehlikeye girer.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/Mehmetcik.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-402" title="Mehmetcik" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/Mehmetcik-300x231.jpg" alt="" width="300" height="231" /></a></p>
<p>Buna karşı bir milletin cephede savaşan evlatları dünyayı hayretler içinde bırakan kahramanlıklar yaratmışsa hiç şüphe yok ki o milletin yalnız cephede savaşan erleri değil beşik sallayan anaları okul çağındaki evlatları ve ak saçlı ihtiyarları sonuç olarak bütünü kahramandır.</p>
<p>Türk ordusunun kahraman askerine verilen unvan olarak “Mehmetçik” simgesi kökenini İslamiyet öncesi Türk medeniyetine kadar uzanmaktadır. Atalarımız daha Orta Asya’dayken belirli eşyaları cisimleri ve şekilleri belirli manalara simge yapmışlardır. Mesela “ok” Tanrı’ya bağlılığın “yay” da bu bağlılığın cihana yayılmasının simgesiydi. Keza davulun tuğun devlet şeklinde değişik anlamları vardı. Doğal olarak Türk ordusu içerisinde görev yapan askerler için de bir simge geliştirilmişti. Bu dönemde Türk ordusu içerisinde görev yapan askerlere “alp” alp er” “alperen” vs. gibi unvanlar verilmekte idi. Bu unvanların verilmesinin temel nedeni askeri kişiliğin bir kişiye ait olmaması tüm ulusu temsil etmesi nedeniyle olmuştur.</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/Mehmetcik2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-403" title="Mehmetcik2" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/Mehmetcik2-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>İslamiyet sonrası Türk ulusunun oluşturduğu devletler içerisindeki ordularda görev alan askerlere “Mehmetçik” unvanının verilmesi görülmeye başlanmıştır. Bu durumun gerekçesi ise şu şekilde ortaya konmaktadır: İslam dini benimsendikten sonra uluslar üzerinde özellikle bu dinin peygamberi olan Hz. Muhammed’e karşı bir hayranlık oluşmuştu. Oluşan bu hayranlık üzerine insanlar doğan erkek çocuklarının birçoğuna “Mehemmed”¹ ismini vermişlerdir. Bu isim daha sonra “Mehmet” şekline dönüşecektir.² Mehmet isminin kullanımı günümüzde de yaygın şekilde görülmektedir. Özellikle kırsal kesimde yaşayan insanlarımızın birçoğu doğan erkek çocuklarına “Mehmet” ismini koymaktadırlar.</p>
<p>“Mehmet” isminin kullanım alanının bu kadar geniş olması sonucunda zamanla askere giden erkek evlatlar için söylenen bir deyim haline dönüşmüştür. Tüm Türkiye’de bu şekilde anılan askerlerimizin bu adı alması zaten cesaret ve kahramanlığının sonucu olmuştur. Bütünü kahraman olan bir milletin fertlerini ismen ayırt etmek kahramanlıklarını sayabilmek ise imkansızdır. İşte onların hepsini bir tek adla bağrına basmak için Türk milleti adları ayırt edilemeyen evlatlarının hepsine birden bir sevgi kendisini savaş alanlarında tanıyan düşmanları ise bir saygı nişanesi olarak “MEHMETÇİK”3 demiştir.</p>
<p><strong>Mehmetçik bütün Türk ordusunun simgesidir. Mehmetçik bir isim değil bir fikirdir bir amaçtır.</strong></p>
<p>¹ “Mehemmed” isminin verilmesinin altında yatan neden olarak da İslam peygamberi Hz. Muhammed’in kutsallığının zedelenmemesi fikri yatmaktadır.<br />
² Türkçesinin dil zenginliğinin belirtilerinden biri olarak da nitelendirilebilir. Böylece fazla sesler kelime içerisinden çıkarılarak Türkçenin sadeliği korunmuş oluyordu.<br />
3 “Mehmetçik” kelimesinde “Mehmet” kelimesine”-çik” eki gelmiştir. Bu ek kelimeye sevgi anlamını kazandırmaktadır.</p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 157 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/15/neden-mehmetcik-diyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Almanya</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/11/almanya/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/11/almanya/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 08:43:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ÜLKELER]]></category>
		<category><![CDATA[alamanya]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[europan g ermany]]></category>
		<category><![CDATA[german flag]]></category>
		<category><![CDATA[german history]]></category>
		<category><![CDATA[german kelts]]></category>
		<category><![CDATA[germany]]></category>
		<category><![CDATA[kelts]]></category>
		<category><![CDATA[lalmanya tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[the biggest country in europa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=395</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa birliği'nin en kalabalık ülkesi , Almanya ( Germany )]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/almanya.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-396" title="almanya" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/almanya-300x240.jpg" alt="" width="300" height="240" /></a>Almanya  :  (Almanca: Deutschland, /ˈdɔʏtʃlant/), ya da resmî adıyla Almanya Federal Cumhuriyeti<br />
(Almanca: Bundesrepublik Deutschland (yardım·bilgi); /ˈbʊndəsʁepuˌbliːk ˈdɔʏtʃlant/)<br />
Orta Avrupa&#8217;da bir ülkedir. Kuzeyinde Kuzey Denizi, Danimarka, ve Baltık Denizi; doğusunda Polonya ve Çek Cumhuriyeti; güneyinde Avusturya  ve İsviçre; ve batısında Fransa, Lüksemburg, Belçika, ve Hollanda  bulunur.<br />
Almanya 357.021 km&#8217;lik bir alanı kaplar ve ılıman iklim kuşağının içinde yer alır.<br />
82 milyonun üzerindeki nüfusu ile Avrupa Birliği&#8217;nin en fazla nüfusa sahip ülkesi konumundadır.<br />
Ayrıca en çok göçmen barındıran üçüncü ülke konumundadır.</p>
<p>M.S. 100 yılından önce Cermen halkları Cermanya olarak isimlendirilen bölgede yaşamışlardır. 10. yüzyıldan 1806 yılına kadar Cermen bölgeleri Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu&#8217;nun bir parçası oldu. 16. yüzyıl boyunca kuzey Almanya bölgeleri, Protestan Reformu&#8217;nun merkezi oldu. Cermen halkı ilk olarak 1871&#8242;de Fransa-Prusya Savaşı sırasında ulus-devlet haline geldi. II. Dünya Savaşı sonrasında, 1949&#8242;da, Almanya savaşı kazanan devletler tarafından iki devlete bölündü. Bu iki devlet 1990 yılında birleşti. Batı Almanya daha sonra adı Avrupa Birliği olan Avrupa Topluluğu&#8217;nun 1957&#8242;deki kurucu üyelerindendir. Birleşmeyle Doğu Almanya&#8217;da 1993&#8242;te bu birliğe üye olmuştur. Almanya Schengen bölgesi&#8217;nin bir parçası ve Avrupa ortak para birimi Avro&#8217;yu 1999&#8242;da kabul etmiş durumdadır.</p>
<p>Almanya bir federal parlementer cumhuriyettir. On altı eyaletten oluşmaktadır (Bundesländer).</p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/provinces-of-germany.gif"><img class="alignleft size-medium wp-image-397" title="provinces-of-germany" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/provinces-of-germany-224x300.gif" alt="" width="224" height="300" /></a></p>
<p>Başkenti ve en büyük şehri Berlin&#8217;dir. Almanya Birleşmiş Milletler&#8217;e, NATO&#8217;ya, G8&#8242;e üyedir ve Kyoto Protokolünü imzalamıştır. Almanya 2007 yılına göre, GSYİH&#8217;ye göre dünyanın 3. büyük ekonomisi ve en çok ihracat gerçekleştiren ülkesidir. Ülke dünyada gelişme için en çok bağışta bununan ikinci ülke konumundadır. Buna karşın ülke, askeri harcama bütçesi olarak 6. sıradadır. Ülke, sosyal güvenlik sistemiyle yüksek yaşam seviyesine sahiptir. Almanya, Avrupa meselelerinde yüksek ülke nüfusu ve ekonomik gelişmişliğiyle dünya seviyesinde kilit rol oynamaktadır. Almanya birçok bilim ve teknoloji alanında lider durumda olarak kabul edilmiştir.</p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;">Almanya&#8217;nın  ilk sakinleri Keltler ve çeşitli germen kavimleridir. Germenler,  Kavimler Göçü sonucu M.S. 6. y.y.&#8217;a değin Keltlerle, Ortaçağ boyunca da  Doğu Almanya&#8217;daki Slavlar ile karışarak Alman halkını oluşturmuşlardır.</p>
<p><span style="color: #000099;">Alman tarihinin başlangıcı olarak, tıpkı Fransa&#8217;daki  gibi, Charlemagne&#8217;ın kurduğu Charlemagne İmparatorluğu esas alınır. Bu  imparatorluk Charlemagne&#8217;nın ölümünden sonra batı, fazla uzun ömürlü  olmayan orta ve doğu Frank krallıklarına bölünmüştür. Alman devletinin  kurulduğu tarih olarak da, Doğu Frank Krallığı&#8217;nın, kral I. Otto&#8217;nun  Roma&#8217;da Papa tarafından imparator ilan edilmesiyle Kutsal Roma Germen  İmparatorluğu&#8217;na dönüştüğü 2 Şubat 962 tarihi geleneksel olarak kabul  görmektedir.</span></p>
<p>Batı frank krallığı zaman içerisinde ulusal  bir devlet olan Fransa&#8217;ya dönüşürken, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu  giderek küçük devletçiklere bölünmüş, Otuz Yıl Savaşı&#8217;ndan (1618-1648)  sonra ise imparatorun erki sadece kağıt üzerinde kalmıştır.</p>
<p><span style="color: #0000cc;">Almanya Fransız Devrimi&#8217;nin (1789) ardından, İkinci  Dünya Savaşı&#8217;nın bitimine kadar sürecek geleneksel Alman-Fransız  düşmanlığının kökeni olarak görülen Napeleon Bonaparte önderliğindeki  fransız ordusunun işgalini yaşamış, Bonaparte&#8217;ın Avrupa düzeninin  silinip eski devletçiklerin tekrar oluşturulduğu Viyana Kongresi&#8217;nden  (1814-1815) sonra Alman birliğini kendi güdümünde sağlamak isteyen iki  rakip alman devleti Avusturya Macaristan İmparatorluğu ile Prusya&#8217;nın  rekabetine sahne olmuştur. Bu rekabette kazanan taraf Prusya olmuş ve  1870-71 Alman Fransız savaşının Almanların zaferiyle sonuçlanması  üzerine Prusya kralı I. Wilhelm alman imparatoru ilamn edilerek  Almanların ilk imparatorluk olarak adlandırdıkları ve Avusturya  Macaristan İmparatorluğu&#8217;nun dışında kaldığı devlet kurulmuştur.</span></p>
<p>I.  Dünya Savaşı&#8217;nda Almanların yenilgiye uğramasıyla imparatorluğun ilga  edildiği, almanların Weimar Cumhuriyeti dedikleri dönem, politik  istikrarsızlık, dünya ekonomik bunalımı ve de Almanların Versailles  Anlaşması&#8217;na duydukları tepki sonucu Adolf Hitler&#8217;in nasyonal sosyalist  diktatörlüğüne varmıştır. Bu dönemde yaşanan Yahudi Soykırımı ile  tarihinin en karanlık sayfalarından birini gören Almanya, İkinci Dünya  Savaşı&#8217;ndan da yenilgiyle çıkarak 1945&#8242;de batıda Amerikan, İngiliz ve  Fransız, doğuda ise Batı Berlin hariç Sovyet işgal bölgelerine  bölünmüştür. Batıdaki işgal bölgelerinde 23 Mayıs 1949&#8242;da Federal Alman  Cumhuriyeti, Sovyet işgalindeki bölgelerde ise 7 Ekim 1949 tarihinde  Demokratik Alman Cumhuriyeti kurulmuş, Doğu Bloku&#8217;nun çözülmesi ve son  anılan devletin kendini lağv edip 3 Ekim 1990&#8242;da Federal Alman  Cumhuriyeti&#8217;ne katılmasıyla Alman birliği tekrar sağlanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/Flag_of_Germany_by_arvernus.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-398" title="Flag_of_Germany_by_arvernus" src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/Flag_of_Germany_by_arvernus-300x177.jpg" alt="" width="300" height="177" /></a><br />
</span></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 127 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/11/almanya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dombıra</title>
		<link>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/10/dombira/</link>
		<comments>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/10/dombira/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 19:17:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[dombir]]></category>
		<category><![CDATA[dombıra]]></category>
		<category><![CDATA[efsanevi türk şarkısı]]></category>
		<category><![CDATA[nğgaylar]]></category>
		<category><![CDATA[nogay marşı]]></category>
		<category><![CDATA[nogaylar]]></category>
		<category><![CDATA[nohay]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya türk müzikleri]]></category>
		<category><![CDATA[orta asya türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[türk destan müziği]]></category>
		<category><![CDATA[türk destan şarkısı]]></category>
		<category><![CDATA[türk detanı]]></category>
		<category><![CDATA[türk sazı]]></category>
		<category><![CDATA[türklerin geleneksel şarkısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.egetarih.net/?p=388</guid>
		<description><![CDATA[Türklerin Destansı Müziği, Dombıra]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türklerin Destansı Müziği, Dombıra</p>
<p><object width="480" height="360"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xdmo8s?width=480&#038;theme=default&#038;foreground=%23F7FFFD&#038;highlight=%23FFC300&#038;background=%23171D1B&#038;autoPlay=1&#038;start=3&#038;additionalInfos=0&#038;hideInfos=0&#038;colors=background%3A171D1B%3Bforeground%3AF7FFFD%3Bspecial%3AFFC300%3B"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xdmo8s?width=480&#038;theme=default&#038;foreground=%23F7FFFD&#038;highlight=%23FFC300&#038;background=%23171D1B&#038;autoPlay=1&#038;start=3&#038;additionalInfos=0&#038;hideInfos=0&#038;colors=background%3A171D1B%3Bforeground%3AF7FFFD%3Bspecial%3AFFC300%3B" width="480" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><b><a href="http://www.dailymotion.com/video/xdmo8s_dombyra_music">Dombıra</a></b><br /><i>Y&uuml;kleyen <a href="http://www.dailymotion.com/egetarih">egetarih</a></p>
<p><a href="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/turk-devletleri-1.jpg"><img src="http://www.egetarih.net/wp-content/uploads/2010/06/turk-devletleri-1-300x208.jpg" alt="" title="turk-devletleri-1" width="300" height="208" class="alignnone size-medium wp-image-391" /></a></p>

<p class="sayac_bilgi">Bu yazı 207 defa okunmuştur</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.egetarih.net/index.php/2010/06/10/dombira/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk
Page Caching using disk (request URI is rejected)

Served from: egetarih.net @ 2010-09-10 00:21:27 -->